Giriş Sayfası Forum Anasayfası Forum Anasayfası <>5DEFİNECİLİĞE, FORUMA ve HAYATA DAİR <>5DEFİNECİLİK BİLGİ BANKASI
  Yeni Mesajlar Yeni Mesajlar
  SSS SSS  Forumu Ara   Kayıt Ol Kayıt Ol  Giriş Giriş

Defineye musallat ve tılsımı çözmek

 Cevap Yaz Cevap Yaz Sayfa  123 8>
Yazar
Mesaj
  Konu Arama Konu Arama  Konu Seçenekleri Konu Seçenekleri
voyvodawolcan Açılır Kutu Gör
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 21/Aralık 2017/2009
Son Giriş: 13/Şubat 2017/2010
Konum: Batı Karadeniz
Durum:
Gönderilenler: 45
  Alıntı voyvodawolcan Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Konu: Defineye musallat ve tılsımı çözmek
    Gönderim Zamanı: 01/ocak 2017/2010 Saat 18:16
Arkadaşlar faydalı bilgiler mevcut okuyun aklınızda bulunsun.
 
    

Define Musallatı ve Definedeki Tılsımı Çözmek            

Bilindiği gibi, insanların var oluşundan beri inançlar olmuş ve olmaya da devam edecektir. Definede her zaman duyuyoruz cin musallatı tılsım diye musallat olma, üç şekilde olur:

1. Cinlerin kendiliğinden sahiplenmesi

2. Cinlerin bekçi olarak bırakılması

3. Meleklerin bekçi olarak beklemesi

Cinlerin kendiliğinden sahiplenmesi                   

Bildiğimiz gibi, her maddenin bir enerjisi alanı var. Gömülerin de toprak altında yaydığı enerji alanı var. Cinler, bu enerjiden vitamin gibi yararlanırlar. Yani aile olarak ne kadar enerjiye sahipse, o kadar hızlı hareket eder, o kadar zengin olurlar. İnsanların zenginliği gibi, cinlerin kendiliğinden sahiplendiği hazinelerde genel düşünce, böyledir. "Bu sahiplenilen hazineyi yine başka bir cin ailesi sahiplenemez mi?" diye aklımıza gelebilir.İster insan, ister cin soyundan bunlar alınmak istendiğinde savaşta galip gelen kazanır. Cin ailesi, az ise sayıca daha fazla fert ile saldırıp alınabilir. Fakat bu savaş, çok tehlikelidir ; tıpkı insanlarda olduğu gibi, kin duygusu cinlerde insanlardan daha fazla gelişmiştir. Siz ,on kişi; bir kişinin elinden zorbalıkla aldığınız malı, .malı alınan, sizi teker teker yakalayıp hesap sorma eyleminde bulunuyorsa, cinler için de aynı şey geçerlidir. Zorbalıkla alınan hiçbir para, hayır getirmez.

Cinlerin Bekçi Olarak Bırakılması

inanışlardan biri de, Hz. İsa'nın çarmıha gerilip öldürüldüğü yerden bir ağaç çıkar. Bu ağacın salgıladığı zamk, ağacın ağladığını simgeler. Bu, tütsü olarak yakıldığında, cinler, çıkarılan kokuyu çok seviyorlar. Nerede yanıyorsa bölge olarak hepsi oraya toplanırlar. Bunlar hazır olunca, defineyi gömerken cinleri musallat edecek kişi devreye girer. Gömülen bu hazinenin korunmasını ister. Cinler, ne zamana kadar sorusuna, devreye giren kişi, saat, tarih, zaman belirtmez. Şifreyi söyler; yani örneğin "Felçli biri gelecek ya da 7 kişi gelecek, şunları yapacak, ya da şunlar oluncaya kadar." der. Daha sonra oradan ayrılır. O denilen gerçekleşmediği müddetçe, o para oradan alınamaz. Hiç mi alınamaz, tekrar aynı ayin gerçekleştirilir. İşin ehli, tütsüyü yakar, şifreyi öğrenir ve yapar.

Meleklerin Koruduğu Mallar:

Para, bir Müslüman tarafından gömülmüşse; bunları melekler korur. Kutsal emanetleri de öyle. Eğer gömüde haram varsa, bunları da Müslüman cinler korur. Bu parayı gömen insanın soyundan birisi, bu tılsımı bozmaktadır; fakat, o soydan bir insan, ayakta ve sağ ise, bir başkası bunu alamaz

Tılsım yapılarak gömülenler var, bilgileri nelerdir?


Tılsımları, yalnız o tılsımı bekleyen cin, Müslüman ise sizin okuduğunuz Kuran-ı Kerim'e saygı duyar. Hıristiyan ise, okunan İncil'e saygı duyar size izin verir. Eğer bunlar zıt ise; siz Müslüman, o Hıristiyan ise, hiç bir şekilde o defineyi  alamazsınız. Peki gizli ilimler ve havas kitaplarının faydası olmaz mı? Buradaki bilgiler, sadece Müslüman cinler içindir. Gayri Müslim bir cine okunduğunda etki etmez. Eğer etseydi, bütün cinler Müslüman olurdu. Bunlarla anlaşıp irtibat kuran insanların pazarlıkla anlaşabilme yöntemleridir ya da onların dinini öğrenip zoraki alınmasıdır. Defineyi bekleyen cinler Müslüman'sa, önce abdest almak, 7 ayrı kağıda
Ayet-el Kürsi'yi yazıp bu kağıtları tespit edilen noktaya yerleştirmek için işin ehli kimseler gerekir. Bu işlemler yapıldıktan sonra, işin ehli, 7 tur definenin olduğu bölgeye daire çizerek bir kapı bırakır. Çalışma esnasında kimsenin konuşmaması gerektiğini telkin eder. 21 Nas, 7 Ayet-el Kürsi, 3 İhlas ve 1 Fatiha okunur

Hıristiyan cinlerin sahip olduğu tespit edilirse, İncil'den ayetler ve papazların ayin esnasında yaktığı tütsü yakılarak çıkartılabilir. Papaz ve İncil yok ise, kazan kişiler ..??( ..sırra vakıf olmak gerek.. ) yıkanır. Para, büyü ile koyulduysa cimentu buhur tütsüsü yakılır. Eğer para, dinsizler tarafından konmuş ise, tek yöntem savaşmaktır. Oradaki cinlerin sayısını öğrenip üç-dört kat cine sahip hoca ile çalışılmalıdır. Yahudi ve diğer dinlere tâbi olan cinler için, Hıristiyanlıkta yapılan işlemin aynısı uygulanır

Cin padişahları ve ya askerleri tarafından korunan hazineler ise, hiçbir zaman çıkartılamaz. O paraların, Mehdi resulün yeryüzüne ininceye kadar korunacağına söz verilmiştir. O bölgede kazı yapanların hayatı, tehlikededir ..

Kazıda duyulan sesler ve görüntüler

Kazıda, kazan kişiler neyden korkuyorsa, gördüğü cisim ona göre değişir. Örneğin; insan, yılandan korkuyorsa yılan, akrepten korkuyorsa akrep. İki kişinin de korkuları farklı ise; aynı cisim, korktukları şekle bürünür. Burasının büyülü olduğunu işaret eder. Görünen cismi orada kesmek gerek

Neden görüntü ya da ses yollarlar?

Cinler, orada beklemekten sıkılmıştır. Size şifre veriyordur. Altı-yedi metrede kurbağa yılan vs çıkabilir. Bu çıkan hayvanı altına dönüştürürseniz, büyük parayı çıkartabilirsiniz. Çıkan cisimler, en fazla 40 gün içinde altına dönüştürülmelidir. Dönüştürülemez ise, ilk çıktığı yere geri döner. Eğer hızla kaçan varlıklara dönüşmüşse (sinek, arı vs) bu varlıkları hemen öldürürseniz hemen altına dönüşür. Kaçanlar ise, o parayı gömen insanın soyundan olan eve gider. Eğer 7 gün içinde buhur ve ayin yapılmazsa bir daha alınamaz.

Eğer o parayı gömen kişinin soyunun evi, yedi günden daha fazla ulaşabileceği bir yerdeyse, tütsü ve diğer işlemleri yapmakla onları geri getiremezsiniz. 24 saatte içinde yapmak daha iyidir. Unutulmamalıdır ki cinler, insan zekasının ancak %10'una sahiptirler. İnsanlar düşündükleri zaman, beyinlerindeki enerji, dışarıya renkli ışıklar olarak yansır. Bunu bazı hayvanlar ve cinler görür. İnsanları yönlendirmesi ise bu zamanda olur. Bu ana da gaflet anı denir. Örneğin, sabah evden markete ekmek almaya gittiniz. Daha sonra, marketi geçtiğinizi  fark ediyorsunuz ve ekmek alacağınız aklınıza geliyor. İşte bu an, gaflet anıdır. Bu anda, insanları yönlendirirler. İnsandan üstün oldukları güç, sadece budur.

Cinleri uzaklaştırmak ve bölgedeki büyüyü bozma için tertipler

1. Kazılacak yere 6 köşeli yıldız çizmek ve ortasını kazılınca büyüğünün ve cinleri kayboldukları biliniyor

2. 7 adet yeşil sedir, iki taş arasında dövülür. 2 litre suya konup üzerine 7
Ayet-el Kürsi, Kâfirûn, İhlas, Felak ve Nas sûreleri okunur ve bölgeye serpilir.

3. Yunus Sûresi 81-82, Ta'ha Sûresi 69, Araf 118-122 ayetleri bir tabak suya okunur ve bölgeye serpilirse büyü bozulur

4. 21
Yasin Sûresi'ni bölgede okumak

5. Başka bir çözüm: Fatiha, Ayet-el Kürsi, İhlas, Felak ve Nas sürelerini 70 kere o bölgede okumak.

6. Başka bir çözüm: Defne Yaprağı'nı tütsü olarak yakılması ve 7 İhlas okunması

7. Başka bir çözüm: Beyyine Suresi'nin, bir tabağa okunup bölgeye serpilmesi

8. Başka bir çözüm: 33 defa Fatiha Suresi okunur.

9. En zor olan tılsımlar, büyü ve cinleri temizlemek için 789 kere Besmele, 70 Fatiha, 41 Yasin, 2200 kere Felak ve Nas, 41 kere Cin Suresi, 1 kere Fetih Suresi, 1 kere Ta'ha

Definede Büyü ve Tılsım

Definecilikte kemikleşen bu safsatayı bırakıp, aklımızı beynimizi kullanmamız, çalışmalarımızı bilisel gerçekler üzerine inşa etmemiz gerekir. Müslüman biri, putperest gibi davranış sergilememelidir. Çalışmalı, her geçen gün çalışmalarını modernize etmeyi asli bir görev gibi kabul edip ve bu şekilde davranmalıdır. Definecilik ile Arkeoloji arasında amaç ve hedef bakımından fazla bir farklılık yoktur, modern bir defineci gidip aklın mantığın kabul etmediği bir takım safsatalarla uğraşmayacak, Arkeoloji biliminin ana temellerini, kural ve metotlarını kullanarak çalışmaya başlayacak ve aynı şekilde çalışmasını bitirecektir. Aksi halde, zaman, mali, iş gücü kaybı yanında tarihi belge niteliğindeki bir çok dokümanı tahrip etmenin ötesine geçmeyecektir.

Bu güne kadar İslam dini, bu tür bir inancı şiddetle reddetmiş, bu tür inanmaları 10 büyük günah arasında ifade etmiştir. Yine gelişen bilimsel veriler içerisinde kabul görmeyen, yine bilim dünyasında gerçekle, ciddiyetle alakası olmadığından şiddetle reddedilen konulardandır.

Konuya kaynaklar bazında bakalım;
Anadolu kadınlarının (Nazar boncuğu) başlarına taktıkları metal süs eşyasına da tılsım denir. Bağ süslemelerinde kullanılan tılsımın, kişiyi, nazar, iftira ve kötü ruhlardan koruduğuna inanılıyor (İbn Haldun, Mukaddime, çev. Z.K. Ugan Ankara, 1957, 111, 2 vd.). Tılsım gümüş, altın vb. değerli metallerden yapıldığı gibi, bunların taklitlerinden, mücevherlerden, deniz kabuklarından da olabilir. Tılsımın "Manî" inancıyla da ilişkisi bulunmaktadır. Anadolu folklorunda tılsım genellikle büyünün etkisini sağlayan araçları ifade eder. Define vb. gizli şeyleri bulmak, kapalı yerleri açmak için ehlinin bildiği sözlere veya vasıtalara da tılsım denir (Meydan Larousse, XIX, 11508). Bir başka inanış; bulaşıcı hastalıkların tesirini önlemek ve insanlarla hayvanların kötülüklerinden korkmamak için de tılsım yapılır (M.Z. Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri Sözlüğü, 111, 494).

Tılsım, insanları koruduğuna veya uğur getirdiğine inanılan tabiat veya insan eseri olan nesnelerin tamamını içine alır. Tılsımları insanlar bizzat kendileri üzerlerinde taşıyabilecekleri gibi, tesirli olması istenen arazi, dam çatısı, vb. yerlerde de saklayabilirler. İnsan yapısı tılsımlar, daha çok hayvan veya eşyaların küçük modelleriyle, üzerinde dinî yazılar bulunan madalyonlar ve yazılı kâğıtlardan oluşur. Bazı metal ve muskaların tılsım için kullanıldığı da oldukça yaygın uygulamadır.

Batıl inanışa göre tılsımların etkili olabilmesi, tabiattaki bazı güçlerle ilişki kurulmasına ve uğurlu bir zamanda dinî törenle yapılmasına bağlıdır Buna örnek; Antik Yunan ve Roma tapınaklarını gösterebiliriz. Tılsımdan medet ummanın mazisi oldukça eskilere gitmektedir. Papirüslerin incelenmesi Eski Mısır'da 75 kadar tılsımın mevcut olduğunu ortaya çıkarmıştır. Eski Mısır'da "Doğan Güneş" tılsımının, ölümden sonra yeniden dirilmeyi sağladığına inanılmıştır. Yine eski Mısır'da ölüyle birlikte gömülen "Menat" tılsımının, ölüyü tanrısal koruma altına aldığına kesin gözüyle bakılmıştır.

Hıristiyanlık dünyasında da tılsımın çeşitli şekilleriyle kullanıldığı bilinmektedir. Bu kullanım, din adamlarının asırlar süren mücadelelerine rağmen hâlâ tam olarak önlenebilmiş değildir. Hıristiyan halkın birtakım bâtıl inançlarından da kaynaklanan tılsım inancı, sihir, büyük ve efsunla beslenmektedir.

Yahudilikte uygulanan tılsım çeşitleri Hıristiyanlık'tan çok daha yaygındır. Bunun nedeni, geç dönem Kabalacılarının tılsıma büyük ilgi göstermeleridir. Bundan dolayı tılsım hazırlamak hahamların görevleri arasında yer almıştır. Nitekim, loğusaya zarar verdiğine inanılan Lilith'ten korumak için doğum odasına tılsımlı eşyalar asılması, Yahudi toplumlarında hâlâ yaygın bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir (Ana Britannica, XX, 619).

Bazı değişik şekiller göstermekle beraber tılsım hemen her toplumda vardır. Eski Bâbil, Asur ve Persler de tılsım bir teknik olarak uygulanmıştır. İslâm dışındaki bütün bâtıl ve muharref dinlerin tören ve âyinlerinde her zaman tılsımdan izler bulmak mümkündür. Birçok tarihçi ve sosyolog tılsımı, bâtıl ve muharref dinlerin bir parçası gibi ele almıştır. Tılsımla ilgili yazılı tarih öncesi bilgiler noksan olmakla beraber, Yunan ve Mısır papirüslerindeki bilgiler oldukça doyurucudur.

Türk toplumlarında tılsım ve tılsıma benzer uygulamaların mazisi İslâm öncesine kadar uzanır. İslâm’dan sonraki dönemlerde ise eski Iran, Mezopotamya ve Mısır kültürlerinin tesiriyle tılsım az da olsa varlığını sürdürmüştür (Dinler Tarihi Ansiklopedisi, İstanbul, 1976, III, 606). Cahiliye dönemi Araplarında fal okları atmak, çeşitli anlamlara gelen taşlar dikmek, yıldızlara bakarak mana çıkarmak, birtakım kareler içinde harf veya rakamlar yazarak tılsım yapmak oldukça yaygın bir uygulama idi.

Anadolu'da tılsım ve tılsıma benzer uygulamalar, Hıristiyanlık, eski putperest dinler ve komşu kültürlerin tesiriyle âdetâ kurumlaşmış, büyücülükle iç içe yürümüştür.

İslâm tılsım yapılmasını da, tılsıma inanılmasını da yasaklamış, medet umarak onu meslek edinmeyi şiddetle reddetmiştir. Ayrıca İslâm, tılsımın mucize ve keramete benzetilmemesine özen göstermiş, onu müşrik ve kâfirlere özgü bir faaliyet olarak değerlendirmiştir. İslâm’a göre tılsım, Allah'tan gelen bilgilere dayanmaz. Kur'an-ı Kerîm, tılsım ve ona benzer faaliyetleri bâtıl ve şeytan işi saymış (el-Âraf, 7/102), safir sözüyle de büyü ve tılsım yapanları kastetmiştir (el-Âraf, 7/109, 113; et-Tûr, 52/15; el-Hicr, 99/14-15). Hz. Muhammed'e gelen ilâhî vahye inanmayanlar ona sihirbaz, büyücü ve tılsımcı iftirasında bulunmuş ve sözlerini de sihir saymışlardır (el-Müddessir, 74/24).

Hz. Peygamber, yedi büyük günahtan birincisinin Allah'a şirk koşmak olduğunu açıklamış, ikincisi de "sihir ve tılsımla ilgilenmektir" buyurmuştur.

Kur'an-ı Kerîm ve Hadis-i şerif'ler, Allah'ın iradesi dışında hiç bir kimsenin, hiç bir kimseye fayda veya zarar vermeyeceğini defalarca vurgulamış, tılsım yapan kişide olağanüstü bir güç bulunduğuna inanmayı kesinlikle reddetmiştir (el-Mâide, 5/90; Tâhâ, 20/69)

Bizim en büyük kaynağımız Kur’ân-ı Kerim'dir ..

Kaynak: www.ruhsalenerji.com/define-musallati-t6844.html?t=6844

 

AŞAĞIDAKİ  KURANIKERİM AYETLERİ YAZI İÇİNDE GEÇENLER HARİCİNDE TÜM BU YAZILANLAR  SAFSATADIR HİKAYENİN HİKAYESİDİR  KİMSE İNANMASIN  TAMAMI HAYAL MAHSÜLÜDÜR
 
NACİBABA................................ONK...............................NACİBABA
Yukarı Dön
Misafir Açılır Kutu Gör
Misafir
Misafir
Simge
  Alıntı Misafir Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 02/ocak 2017/2010 Saat 06:36
bence bu tip allah yaratıkları parayla altınla ilgisi olmaması lazım.sebebimde şu müzelerde ve devlet hazinelerine neden bunlar peki musallat olmuyor.o zaman kuyumcularda hocalardan  bu yapılan tılsımları öğrensinler akşamları evine giderken kuyumcu dükkanına bu tılsımdan yapsın dükkanıda hırsız tarafından soyulmaz.o zaman insanın aklına böyle bir şey gelir.kuyumcuda dükkanını garanti altına almış olur.bende pek inanmıyorum bunları definelere bekcilik yaptırıldığına
Yukarı Dön
voyvodawolcan Açılır Kutu Gör
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 21/Aralık 2017/2009
Son Giriş: 13/Şubat 2017/2010
Konum: Batı Karadeniz
Durum:
Gönderilenler: 45
  Alıntı voyvodawolcan Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 02/ocak 2017/2010 Saat 10:43
Kurtaran kardeşim öncelikle Allah yazarken bile büyük harfle yazarsan sevinirim.>Diğer bi mesele cin ler vardır ve cin define ilişkisi herkes tarafından bilinen bi durumdur.Kabullenip kabulllenmemek elbette senin düşüncen kimse bişey diyemez.Son olarak da akşamları soyulan kaç tane kuyumcu tanıyosun yada haberini okudun sorarım sana.Kyumcular gündüz gözüne malları vitrindeyken silah zoruyla soyulur genelde.Ayrıca bu yapılan tılsımlar en eskiden günümüze kadar gelen ve kabul gören durumlardır zaten inkar eden çıkmaz,bu durumda sana tavsiyem bu konuları elinin altında internet varken biraz daha okuyup araştırmandır.Kuyumcunun dükkanına yapacagı tılsımlardan değil bunlar biraz oku anlarsın ne demek istediğimi.   
Vermeyince Mabud,neylesin Sultan Mahmut.
Yukarı Dön
voyvodawolcan Açılır Kutu Gör
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 21/Aralık 2017/2009
Son Giriş: 13/Şubat 2017/2010
Konum: Batı Karadeniz
Durum:
Gönderilenler: 45
  Alıntı voyvodawolcan Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 02/ocak 2017/2010 Saat 11:00
Naci Baba demişssin ki!
 
HAZİNELERİ BEKLERMİŞLER , VEYA CİNLERİ BEKÇİ DİKERLERMİŞ BAŞINA  VS VS ANLATIMLAR ÇOK  ŞEKİLLİDİR  TÜM BU ŞEKİLLER İÇİNKİ CEVAP TA
TAMAMİYLEN YANLIŞ TIR > SEBEBİNE GELİNCE HİÇ İŞİ GÜCÜ YOK BİNLERCE SENE ORDAKİ MALI BEKLİYİCEK ÇOK KOMİKTİR  BİR İNSAN BUNU YAPARMI 2 GÜNDE CANI SIKILIR PARASINA DA TURASINA DAER BASAR GİDER . BÖYLE BİŞİ YOKTUR..
 
 
 Peki o zaman define kazarken çarpılanlar,aklına vesvese sokulup birbirine düşenler,başka şekiller görenler vs,vs bi sürü örnek o zaman diz bunalarada yalan diyosunuz.Şimdi burda bi duralım Naci Baba.Yaşınız ve ednidiğiniz tecrübe itibariyle elbette bizden çok şey bildiğiniz doğrudur.Ama bu işlerde yaşanan demiyorum bakın yaşadığım ve başıma gelen olay çoktur.En yakın örneği (inanmıyanı davet ediyorum) başlığı altında geçerlidir.Bu davetim sizede açıktır ve bütün inanmıyanlara.Siz nasıl hergün dükkanınızı açıp işinize gücünüze bakıyosanız 55 yıldır yada daha fazla cin lerde kendilerine verilen görevi istenilen şey herneyse o zaman gelene kadar yapmakla görevlendirilmek üzere defineyi beklemektedirler.Ben gözümle gördüğüm yaşadığım olaylardan bahsediyorum.O konu başlığımdada bunlar dile geldi zaten kaynagınıda yazmış oldugum alıntının icindede, okunması yapılması gereken şeylerden ve defineciler arasında hemen hemen  herkesin kabullendiği cin-define ilişkisinden bahsetme oldugu icin paylaştım.Sizin bu konuda başınızdan geçen deneyim tecrübe vs varsa ki dinlemek isteriz.Zaten diğer konu başlıgında da sizden böyle şeyler dinlemek istiyen cok kişi yazdı ama bi siz yazmadınız.
Vermeyince Mabud,neylesin Sultan Mahmut.
Yukarı Dön
Misafir Açılır Kutu Gör
Misafir
Misafir
Simge
  Alıntı Misafir Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 02/ocak 2017/2010 Saat 11:08
ben bu işi 1980 senesinden beri iştigal ederim.türkiyede dolaşmadığım yer kalmadı.bu yazı benim görüşüm ve senelerin düşüncesi illa benim düşüncemede yorum yapacağım diye kendini sıkma benim yazıma yorum yapman cok önemli değil. ben yeterince okuyorum  anlayamadığım konuda olursa ilk bilenden karşılıklı eğer olmassa internet aracıllığı ile araştırıyorum.avrupa ülkelerindede gezmediğim ülke yoktur hırıstıyan ve kiliselerinide dolaşıp gerekli bilgiler edinmişimdir.malta şavolyelerini merak ettiğim icin onlarınbazı duyumlar neticesinde bazı kolları var olduğu neticesi ile malta adasına gidip araştırma yapmışımdır. ve orada muammer kaddafinin yaptırmış olduğu camii ve külliyesinde namaz kıldıktan sonra türkiyeye dönmüşümdür.allahıda bilirim nasıl yazılacağınada. o yazıla olmaz yaşamakla olur.ben bunu yazdım diye cevap hakkın doğmaz benim görüşlerim. o üc harflileride tanırım.o kadar korkmaya gelmez.dünyada en büyük varlık insandır.cenabıı allahın ufak bir mucuzesidir
Yukarı Dön
voyvodawolcan Açılır Kutu Gör
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 21/Aralık 2017/2009
Son Giriş: 13/Şubat 2017/2010
Konum: Batı Karadeniz
Durum:
Gönderilenler: 45
  Alıntı voyvodawolcan Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 02/ocak 2017/2010 Saat 11:48
Abi anladığım kadarıyla benden  çok büyüksünüz.Ben size saygısızlık edicek yada sizi kızdırıcak bi cümle kurduysam özür dilerim.>
Demişssiniz ki benim düşüncem görüşüm senelerin düşüncesini yorup yapıcam diye kasma. Ben de diyorum ki o zaman bu da benim düşüncem konuyu ben açtım konu benim konum siz yapmışsınız bende adam yerine koyup cevap verme gereği duydum ve kendime göre eksik olan yeri belirttim bunda ne var o zaman.Bumudur yani doğru olan böylemi cevap veriyim bende.1980 den beri bu işi yaptıgınız söylüyosunuz yaşınız kimbilir kaç benim 26 ve baktıgımda 24 mart 2009 dan bu yana bu foruma üyesiniz yazdıgınız mesaj 4 tane.Nerdeyse 1 yıl geçmiş ve 4 mesaj.Şöyle bakıldığı zaman 80 den beri bu işi yapan birisi olarak sizden burda biraz bizlerinde tecrübe kazanması acısından bilgiler,fikirler,konular beklerdim ama yok.Sayemde 2 mesaj daha yazdınızda 6 mesaj oldu yazdıklarınız.Burası bi paylaşım sitesi ve forumuysa hep almak değil vermek lazım diye düşünüyorum.>Yoksa siz istediginiz kadar benden çok bildiğinizi iddia edin bana kalırsa bende sizden cok şey bildiğimi iddia ederim.Bilig paylaştıkça çoğalır ilkesiyle hep forumlara katılır bildiğim varsa yazarım yoksa susarım.Öyle biri bişey yazınca karalarcasına kötülercesine sallamam.Gezmekle olmuyor bu işler.Herkesin düşüncesi de sevabıda günahıda elbette kendinedir.Sadece bişeye saygı duydugunu söylemek değil göstermek de gerekir.Ben size diyebilirdim ki cümle sonunda noktadan sonra büyük harfle başlayın.Demek ki bunu desem kıyamet kopacakmış.Neyse anlıyan anlar anlamayanla bende kafamı yoramam.
Vermeyince Mabud,neylesin Sultan Mahmut.
Yukarı Dön
zaman41 Açılır Kutu Gör
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 07/Nisan 2017/2009
Son Giriş: 03/Haziran 2017/2011
Durum:
Gönderilenler: 40
  Alıntı zaman41 Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 02/ocak 2017/2010 Saat 13:11

çok gezenmi bilir? çok yaşayanmı bilir?    gibi birşey oldu bu....

VATAN SAĞOLSUN
Yukarı Dön
voyvodawolcan Açılır Kutu Gör
Üye
Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 21/Aralık 2017/2009
Son Giriş: 13/Şubat 2017/2010
Konum: Batı Karadeniz
Durum:
Gönderilenler: 45
  Alıntı voyvodawolcan Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 02/ocak 2017/2010 Saat 16:19
Naci Baba hepsini okudum ve herkelimesi doğrudur.En zor büründükleri kılık insan kılığıdır ve hepsi buna bürünemez giremezler girenlerinde ayakları ters olur dediğiniz gibi.İnanın aslında bende hep nedendir bilmem bunların birinin gırtlgına sarılmak istiyorum.Define yerini yanılttıklarını tam göstermediklerini biliyodum ama cinler padişahı peygamberi olan Hz Süleyman a.s 'ın bunu tebliğ ettiğini bilmiyordum öğrenmiş oldum.Aynen dediğiniz gibi insanoğlunun bir nefeslik bölümünde Dünyayı dolaşacak kapasiteye sahiptirler ve gene söylediginiz gibi gelecegi Allah dan başka kimse bilemez.Ama defineyi bekleme konusunda bekler,ve verildiği görevi yapar diyorum.İşallah yanınıza gelicem ilk fırsatta ama Kastamonudayım günü birlik gelsem bi sürü saat geçer nasıl yapsam düşünüyorum.
Vermeyince Mabud,neylesin Sultan Mahmut.
Yukarı Dön
nacibaba Açılır Kutu Gör
Yönetici
Yönetici
Simge
Forum Sahibi osman naci kanat

Kayıt Tarihi: 29/Ağustos 2017/2008
Son Giriş: 30/Temmuz 2017/2013
Konum: T.C---Gelibolu-
Durum:
Gönderilenler: 2344
  Alıntı nacibaba Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 02/ocak 2017/2010 Saat 21:49
Orjinalini yazan: voyvodawolcan

Naci Baba hepsini okudum ve herkelimesi doğrudur.En zor büründükleri kılık insan kılığıdır ve hepsi buna bürünemez giremezler girenlerinde ayakları ters olur dediğiniz gibi.İnanın aslında bende hep nedendir bilmem bunların birinin gırtlgına sarılmak istiyorum.Define yerini yanılttıklarını tam göstermediklerini biliyodum ama cinler padişahı peygamberi olan Hz Süleyman a.s 'ın bunu tebliğ ettiğini bilmiyordum öğrenmiş oldum.Aynen dediğiniz gibi insanoğlunun bir nefeslik bölümünde Dünyayı dolaşacak kapasiteye sahiptirler ve gene söylediginiz gibi gelecegi Allah dan başka kimse bilemez.Ama defineyi bekleme konusunda bekler,ve verildiği görevi yapar diyorum.İşallah yanınıza gelicem ilk fırsatta ama Kastamonudayım günü birlik gelsem bi sürü saat geçer nasıl yapsam düşünüyorum.
 
 
 
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
 
 
arkadaş kış günü gelip te ne yapıcan yazı bekle  hem bu zamnda masraf etmiye değmez sabaha karşın  kuwtli hava patladı burda  akabinde ceryanlar da gitti  ben de hızlan bilgisayarı kapatırken yazıya da devam ediyordum  tam o sıra  karnlıkta nereye denk geldiyse basmışım bir yere tüm sayfa yok oldu bi ton emekte boşa gitti  bunların yanısıra  2 i yazıcının sürücüleri de kaybolmuş onlarlan beraber başka toplam 5 ayrı cihaz da programları silinmiş  oturdunm onları yükledim  komple taramaya aldım  bi sürü taramalar  sabahın bu vakti bilgisayar normale döndü  bilgisayar 1 aydır kanılaştı iyicene ağırlaştı sebeb arıyorum çıkmıyor 1 ay önce ptt den videofon görüntülü telefon almıştım bunu bağlayan direkt hatta girmiş  halbuki sipilitter midir nedir o kutudan sonra bağlanması gerekiyor fişini bir çıkardım herşey düzeldi hızı eski seviyeye geldi  onu da doğru yere bağladım iş bitti de yazılar gitti  herneyse ne yapalım  sağlık olsun  daha iyi de oldu gibime geliyor.
şimdi bak ne diyeceğim bu dini konulara fazla giriş yapılmasın  gene bir karmaşalık olucak burda bu kadarı yeter başka şeyleri taşıma bu şekilde kalsın diyorum
 
o alıntıdaki baştan ortaya kadar olan bölümdekiler in tümü yanlış hikaye hepsi abartılı çok kim yazmışssa  çok saçmalıklar var yarısından sonrası normal ...
herkez kendi başına geleni burda dile getirsin bu alıntıları  taşımıyalım
 
 
SAYGILAR ..................................................................NACİBABA................................ONK....
NACİBABA..............ONK..
Yukarı Dön
Misafir Açılır Kutu Gör
Misafir
Misafir
Simge
  Alıntı Misafir Alıntı  Cevap YazCevapla Mesajın Direkt Linki Gönderim Zamanı: 03/ocak 2017/2010 Saat 13:47

Tılsım Nedir?

Esrarlı bir kuvvet taşıdığına, tabiatüstü gücü bulunduğuna, birtakım sırlar sakladığına inanılan şey. Tılsım karşılığında dilimizde sihir, büyü, efsun kelimeleri kullanılmaktadır.

Anadolu kadınlarının başlarına taktıkları metal süs eşyasına da tılsım denir. Baş süslemelerinde kullanılan tılsımın, kişiyi, nazar, iftira ve kötü ruhlardan koruduğuna inanılır.[1]  Tılsım gümüş, altın vb. değerli metallerden yapıldığı gibi, bunların taklitlerinden, mücevherlerden, deniz kabuklarından da olabilir. Tılsımın Manî inancıyla da ilişkisi bulunmaktadır. Anadolu folklorunda tılsım genellikle büyünün etkisini sağlayan araçları ifade eder. Define vb. gizli şeyleri bulmak, kapalı yerleri açmak için ehlinin bildiği sözlere veya vasıtalara da tılsım denir.[2] Bulaşıcı hastalıkların tesirini önlemek ve insanlarla hayvanların kötülüklerinden korkmamak için de tılsım yapılır.[3]

Tılsım, insanları koruduğuna veya uğur getirdiğine inanılan tabiat veya insan eseri olan nesnelerin tamamını içine alır. Tılsımları insanlar bizzat kendileri üzerlerinde taşıyabilecekleri gibi, tesirli olması istenen arazi, dam çatısı, vb. yerlerde de saklayabilirler. İnsan yapısı tılsımlar, daha çok hayvan veya eşyaların küçük modelleriyle, üzerinde dinî yazılar bulunan madalyonlar ve yazılı kâğıtlardan oluşur. Bazı metal ve muskaların tılsım için kullanıldığı da oldukça yaygın uygulamadır.

İnanışa göre tılsımların etkili olabilmesi, tabiattaki bazı güçlerle ilişki kurulmasına ve uğurlu bir zamanda dinî törenle yapılmasına bağlıdır. Tılsımdan medet ummanın mazisi oldukça eskilere gitmektedir. Papirüslerin incelenmesi Eski Mısır'da 75 kadar tılsımın mevcut olduğunu ortaya çıkarmıştır. Eski Mısır'da "Doğan Güneş" tılsımının, ölümden sonra yeniden dirilmeyi sağladığına inanılmıştır. Yine eski Mısır'da ölüyle birlikte gömülen "Menat" tılsımının, ölüyü tanrısal koruma altına aldığına kesin gözüyle bakılmıştır.

Hıristiyanlık dünyasında da tılsımın çeşitli şekilleriyle kullanıldığı bilinmektedir. Bu kullanım, din adamlarının asırlar süren mücadelelerine rağmen hâlâ tam olarak önlenebilmiş değildir. Hıristiyan halkın birtakım bâtıl inançlarından da kaynaklanan tılsım inancı, sihir, büyük ve efsunla beslenmektedir.

Yahudilikte uygulanan tılsım çeşitleri Hıristiyanlık'tan çok daha yaygındır. Bunun sebebi, geç dönem Kabalacılarının tılsıma büyük ilgi göstermeleridir. Bundan dolayı tılsım hazırlamak hahamların görevleri arasında yer almıştır. Nitekim, loğusaya zarar verdiğine inanılan Lilith'ten korumak için doğum odasına tılsımlı eşyalar asılması, Yahudi toplumlarında hâlâ yaygın bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir.[9]

Bazı değişik şekiller göstermekle beraber tılsım hemen her toplumda vardır. Eski Bâbil, Asur ve Persler'de tılsım bir teknik olarak uygulanmıştır. İslâm dışındaki bütün bâtıl ve muharref dinlerin tören ve âyinlerinde her zaman tılsımdan izler bulmak mümkündür. Birçok tarihçi ve sosyolog tılsımı, bâtıl ve muharref dinlerin bir parçası gibi ele almıştır. Tılsımla ilgili yazılı tarih öncesi bilgiler noksan olmakla beraber, Yunan ve Mısır papirüslerindeki bilgiler oldukça doyurucudur.

Türk toplumlarında tılsım ve tılsıma benzer uygulamaların mazisi İslâm öncesine kadar uzanır. İslâm'dan sonraki dönemlerde ise eski İran, Mezopotamya ve Mısır kültürlerinin tesiriyle tılsım az da olsa varlığını sürdürmüştür.[8]  Cahiliye dönemi Araplarında fal okları atmak, çeşitli anlamlara gelen taşlar dikmek, yıldızlara bakarak mana çıkarmak, birtakım kareler içinde harf veya rakamlar yazarak tılsım yapmak oldukça yaygın bir uygulama idi.

Anadolu'da tılsım ve tılsıma benzer uygulamalar, Hıristiyanlık, eski putperest dinler ve komşu kültürlerin tesiriyle âdetâ kurumlaşmış, büyücülükle iç içe yürümüştür.

Tılsımı dinden uzak tutmak ve onu din ile karıştırmamaya özen göstermek gerekir. Tılsım ile tılsımdan sonra ortaya çıkacak durum arasında sebep sonuç münasebeti bulunmasına rağmen, her dinden insanın tılsım ve tılsıma benzer uygulamalardan medet ummaları cidden düşündürücüdür.

İslâm tılsım yapılmasını da, tılsıma inanılmasını da yasaklamış, medet umarak onu meslek edinmeyi şiddetle reddetmiştir. Ayrıca İslâm, tılsımın mucize ve keramete benzetilmemesine özen göstermiş, onu müşrik ve kâfirlere özgü bir faaliyet olarak değerlendirmiştir. İslâm'a göre tılsım, Allah'tan gelen bilgilere dayanmaz. Kur'an-ı Kerîm, tılsım ve ona benzer faaliyetleri bâtıl ve şeytan işi saymış [4], sâhir sözüyle de büyü ve tılsım yapanları kastetmiştir.[5] Hz. Muhammed'e gelen ilâhî vahye inanmayanlar ona sihirbaz, büyücü ve tılsımcı iftirasında bulunmuş ve sözlerini de sihir saymışlardır.[6]

Hz. Peygamber, yedi büyük günahtan birincisinin Allah'a şirk koşmak olduğunu açıklamış, ikincisi de "sihir ve tılsımla ilgilenmektir" buyurmuştur.

Genellikle ilâhiyat ve sosyoloji ile ilgilenen bilginlere göre tılsımın tesiri daha çok psikolojiktir. Halk tılsımın etkisini görünce onu yapan kişiye bağlanır ve âdeta onun müşterisi olur. Kendisine tılsım yapılan kişi, bunun tesirinden kurtulmak için Hz. Peygamber'in yaptığı gibi İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini üç kere okuyarak bütün bedenine üflemelidir. Bu hareketin üfürükçülükle bir ilgisinin bulunmadığını, aksine Kur'an-ı Kerîm'den şifa ummaya dayandığını belirtmekte fayda vardır. Kur'an-ı Kerîm ve Hadis-i Şerif'ler, Allah'ın iradesi dışında hiç kimsenin kimseye fayda veya zarar vermeyeceğini defalarca vurgulamış, tılsım yapan kişide olağanüstü bir güç bulunduğuna inanmayı kesinlikle reddetmiştir.[7]

Dipnotlar

[1] İbn Haldun, Mukaddime, çev. Z.K. Ugan Ankara, 1957, 111, 2 vd.
[2] Meydan Larousse, XIX, 11508.
[3] M.Z. Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri Sözlüğü, 111, 494.
[4] El-Âraf, 7/102.
[5] El-Âraf, 7/109, 113; Et-Tûr, 52/15; El-Hicr, 99/14-15.
[6] El-Müddessir, 74/24.
[7] El-Mâide, 5/90; Tâhâ, 20/69.
[8] Dinler Tarihi Ansiklopedisi, İstanbul, 1976, III, 606.
[9] Ana Britannica, XX, 619.

Alıntıdır....
Yukarı Dön
 Cevap Yaz Cevap Yaz Sayfa  123 8>

Forum Atla Forum İzinleri Açılır Kutu Gör

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums® version 9.50
Powered by Web Wiz Forums Free Express Edition
Copyright ©2001-2008 Web Wiz

Bu Sayfa 0,109 Saniyede Yüklendi.